Düşüncelerin Eyleme Dönüşme Sorunsalı!

dusunce-eylemYaşadığımız ülke, coğrafya, kıta ya da dünya… Büyük bir evrenin içerisinde hayatın içerisinde kaybolmuş insanlarız. Her birimizin farklı hedefleri, istekleri, düşünceleri ve siyasi inanışları var ya da yok. Herkes kendi içerisinde bir dünya. Özellikle siyaset konusunda bireylerin bir çoğu özünde milletvekili, başbakan, cumhurbaşkanı. Yani, herkes kendi içerisinde bir hükümdar, bir köle. Herkesin kendine has bir siyasi düşüncesi var. Kimisi aktif olarak peşinden koşuyor, kimisi sadece düşünmekle kalıyor. Peki, siz hangisisiniz? Siyasi düşüncelerinizi ya da ütopik düşüncelerinizi sadece düşünmekle yetinir misiniz? Yoksa, bunu eyleme mi dönüştürürsünüz?

Ne yazık ki bu soruların cevabı ülkemiz içerisinde oldukça bilinçsiz cümleler bütünü ile veriliyor. Zira, ülkemiz içerisinde var olan bir çok siyasi ve düşünce hareketi; bu düşüncelerini, fikirlerini yeterince doğru bir şekilde eyleme dönüştüremiyor. Öyle ki, bir çok düşünce için; sokaklarda eylem yapmak ya da isyan edercesine aktif bir tavır ile hareket etmek yeterli geliyor. Oysa ki, bu çok yanlıştır. Nitekim, eylemsiz olarak gözüken bir çok düşünce, sizin sokakta yaptığınız eylemlerden çok daha eylemli bir yapıda olabiliyor. Şimdi kafanız biraz karışmış olabilir. Bu ne diyor? Diyebilirsiniz… Dilerseniz, bir örnek ile durumu daha açık bir hale getirelim.

Bildiğiniz gibi, anarşist, sol görüşlü ya da genel anlamı ile muhalefet görüşlerin bir çoğu ki hepsi dahi diyebiliriz; ülkemizde düşüncelerini sadece sokaklarda eyleme dönüştürürler. Toplanırlar, örgütlenmeye çalışırlar, yürürler, sloganlar atarlar vs… Aslında bu sadece bireysel olarak egoların tatmin edilmesi ve sahip olunan siyasi düşüncenin beslenerek kişinin rahatlaması demektir. Asıl eylem, sol ve muhalefet kanadının aksine, dini kesim olarak adlandırılan tarafın yaptığı eylemdir. Siz, sokaklarda bağırırken; onlar arka planda yıllarca sessiz bir şekilde örgütlenir. Kesin, net ve büyük bir inanç ile bağlı oldukları düşünceleri vardır. Siz, kaymakamdan mutsuz olduğunuz için örgütlü eylem yaparsınız; genelde ötekileştirilen dini kesim, kaymakamı beğenmediği zaman; eğitimi kullanarak kendi kaymakamlarını yetiştirir. Bu süreç içerisinde on yılda geçse, otuz yılda geçse, siz hâlâ daha sokaklarda kaymakamlardan memnun olmadığınız için bağırırken, dini kesim kendi kaymakamlarını yetiştirmiş ve memnun olmadığını kaymakamların yerine geçmesini sağlamıştır. Burada, kaymakam olgusu, makamı sadece basit bir örnektir. Tüm kurum, kuruluş ya da alanlarda bu durum böyledir.

İşte, gerçek eylemde budur. Bir taraf sadece konuşur ve tatmin olur. Diğer taraf konuşmaz; sorunu algılar ve çözüm odaklı alt taraftan çalışarak o sorunu kendi yöntemleri ile çözer. Bu çok uzun zaman alsa da, sonunda başarır. Çünkü, sessiz bir şekilde ilerler. Bir yerde var olan binayı beğenmiyorlar ise; o binayı yıkmadan önce, yenisini dikmek için gerekli olan imkânı toplarlar. İşte, gerçek eylem ve başarıya ulaştıran eylemde budur.

admin Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir