Türkiye’de eğitim sistemi sürekli tartışılıyor ve değiştiriliyor. Her gelen kendi düşündüğü sistemi kendi ortaya koyduğu ‘bilimsel doğrular’ ile hayata geçiriyor. Birkaç yıl sonra bu da olmadı bir de şunu deneyelim diyerek yeni bir denemeye adım atılıyor. Sistem denilen şey her 3-4 yılda bir kökten değiştirilirse uzun vadede nasıl bir sistem oluşturabilir konunun ayrı bir boyutu olurken bu sistemin başarısızlığının nedeninin bulunamaması ve çözülememesi başlıbaşına Milli Eğitim’in başarısızlığının timsali gibi.

Biz doğru eğitim sistemini bulmakta ve uygulamakta bu denli zorlanırken Finlandiya uyguladığı eğitim sisteminde nasıl bu kadar başarılı oluyor? Onlar neyi bizden farklı yapıyor? Birlikte Finlandiya’da uygulanan eğitim sistemine bir göz gezdirelim. Bakalım onların bizden farkı ney? Daha mı zekiler yoksa daha mı çalışkanlar?

Finlandiya’nın eğitim niteliği de her zaman mükemmel değildi. Doğru değişiklikler ile bu mükemmelliğe ulaştılar. Neler mi yaptılar?

Öğrenciler ev ödevi yapmıyorlar! Bu durum bazı kişiler tarafından yanlış algılanmasın. Ev ödevi yapmıyorlar çünkü hem çocukluklarını yaşamak hem de okul dışında kişisel gelişimlerini arttırmak adına öğrencilerin zamana ihtiyaçları var. Yetkililer de bunu farketmiş ve bu uygulamaya gitmiş. Velilerde bilinçli olunca ve yaşam kalitesi düzgün olunca bu boş gibi görünen zaman diliminde yapılan etkinlikler ve oyunlar, saatlerce kitap başında durmaktan daha iyi bir gelişim katmış öğrencilere.

 

En çok önem verdiği konulardan birisi doğa ile içiçe olmak ve sürekli deneyimleyerek birşeyler öğrenmelerini sağlamak. Birçok teknolojik buluş doğadan ve canlılardan sağlanmıştır. Araba tasarımları, helikopter tasarımları, çeşitli araç ve gereçler doğadan ve canlılardan ilham alınarak ortaya konmuştur. Öğrencilerin doğa ile içiçe dilediği gibi deneyim kazanması hem araştırmacı kişiliklerini geliştirmiş hem de onlar için ilham kaynağı olmaya başlamış. Hayal gücü bir mühendisin en önemli niteliğidir.

 

İlkokul seviyesinde bulunan öğrenciler haftada sadece 20 saat okula gidiyorlar. Bu zaman dışında kendilerine ve deneyimlemeye ayırdığı zaman oldukça fazla. Biz genellikle öğrencilerin tüm gününü almaya başarıyoruz ve öğrenciler kafasını kaldıramadan üniversiteden mezun oluyorlar. Türkiye’deki veliler bu kadar az saat okula gidilmesine kesinlikle karşı çıkardı. Yoksa nasıl gidecekler 5 çaylarına, komşu dedikodularına, altın günlerine…

 

Sürekli ders çalışan öğrenciler bir süre sonra öğrenemez olurlar. Onlara öncelikle mutlu insan olmaları öğretilir ve kazandırılır. Okullarının yapımında mimarlar öğrencilerin istediği şekilde tasarımlar yaparlar ve öğrenciler kendileri tarafından tasarlanan okul binasına büyük bir zevkle ve heyecanla giderler. Bizdeki gibi Toki bozması ucube okullar bulunmuyor herhalde.

 

Öğrencilere, kendilerine saygı duymaları öğretiliyor. Bizdeki gibi her gün özgüvenleri biraz daha zedelenmiyor. Onların tepesinde bir otorite oluşturulmuyor ve kendi otokontrolleri her geçen gün gelişiyor.

 

Asıl hayat ve deneyim okulun dışında değil mi?

YORUM YOK

CEVAP VER