Modern Politik İdeolojiler

İdeoloji 1790lı yılların Fransız Devrimi dönemlerinden kalma bir olgudur. İdeoloji terimini 1796-1798 yıllarında Tracy ortaya çıkarmıştır. Grekçe eidos ve logos terimlerinin birleştirilmesi sonucu oluşmuş bir kelimedir. Düşünceler bilimi olarak tanımlanmaktadır.

Tracy hem kilisenin politikada söz sahibi olmasına karşıydı hem de materyalistti. İdeoloji terimi ile sosyal bilim teriminin kullanımı aynı zamana rastlar.

ideolojiTracy insani tecrübe alanının tümünün akıl vasıtasıyla incelenmesi gerektiğine inanmaktaydı. Doğuştan gelen bilgiyi reddediyordu. Tracy’e göre ideoloji teorilerin teorisiydi. İdeoloji fikirlerini ister istemez kullanan diğer bütün bilimlerin zorunlu olarak önünde gittiği için, bilimlerin kraliçesiydi. Tracy ve çalışmasına hayranlık duyanlar böyle bir düşünceler biliminin özellikle eğitime çok büyük bir etkisi olabileceğine inanıyorlardı. Düşünceler bilimi, insani cehaletin köklerini teşhis edebilirdi. Tracy ve diğerleri ideolojinin sosyal, politik ve eğitim amaçlı kullanımlarını şiddetle savunmuşlardır.

İdeoloji teriminin bir başka uzun ömürlü anlamı Tracy ve yandaşlarının politik birliklerinden türemiştir. İdeologların ilk saygın üyelerinden biri Bonaparte’dir. İdeoloji teriminin aşağılayıcı anlamı Fransa’daki muhafazakar, eski düzen yanlısı, kraliyetçi çevrelerin Tracy’nin esaslarının yeniden yayımlanmasını,taht ve mihrabın eski kardeşliğini yıkma girişiminin bir parçası olarak suçlamasıyla ortaya çıkmıştır.

İdeolojiler kötülüğün insanın doğası dışında bir şey olarak görüldüğü kapalı toplumlarda var olurlar. Her ideolojinin kendi dışında bir kötüsü vardır. Bunlar ideologlar tarafından öldürülmesi gereken yabancı güçlerdir. Özgürleşme ve mükemmelleşme bu yabancı güce devrimle gelecektir. Minogue’ye göre ideologların moderniteye karşı bir nefretleri vardır. İdeolojinin sonunun Amerikan formu ilk ivmesini esas olarak üç temel kaynaktan almıştır. İlki 1930-1960 yıllarında yaşayan bir nesil arasında, 1950li yıllarda ideolojik politikanın bir saplantılar serisi olduğu yolunda bir inanç vardır. Bu saplantılar serisi Soğuk Savaş döneminde Marksizm- Leninizm etrafında toplanmıştı. Yirminci yüzyılın ortalarındaki acıların, sefaletin ve savaşların nedenini ideolojik siyaset olduğu düşünülüyordu.

İkincisi ideolojiler gelişmemiş toplumları geliştirme amacına hizmet etmesine rağmen endüstrileşmiş demokratik toplumlarda ideolojilerin artık bir aksesuar rolü dışında bir rol oynayamadıklarına inanılmasıdır.

Üçüncüsü ideolojinin sonu sosyolojinin kahramanlık çağı ile aynı zamana rastlar. Amerikan sosyolojisi hurafelerden bağımsız bir toplum bilimi önerdiği için dünyaya ideolojiden bağımsızlık vaadinde bulunuyordu.

admin Yazar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir